GÖZ HASARLARI

 

Makuler Dejenerasyon Nedir?

 

Makula dejenerasyonu da denir.  Keskin görüşten sorumlu Makula isimli bölgede meydana gelen hasardır. Merkezi görüş netliğinin bozulmasıyla karakterizedir ve yetişkinlerde görülen körlüğün en önemli etkenidir [1].

 

Makuler dejenerasyonu daha iyi kavrayabilmek için öncelikle Retina ve Makula terimlerini bilmek gerekir.

 


 

Retina, gözün iç duvarını kaplayan, göze giren ışınların odaklaştığı ve elektrik sinyallerine çevrilerek göz sinirlerine iletildiği, ışığa duyarlı sinir tabakasıdır.

 

Makula Lutea (sarı nokta), göze giren görüntünün retina üzerine düştüğü yerin spesifik adı veya başka bir deyişle retinanın merkezine verilen isimdir. Normal ve keskin görmeden ve görüş kalitesinden sorumludur.

 

Retinal dokuları oksidasyona karşı korumada gerçek bir rol üstlenen Lutein ve Zeaksantin maküler pigmentler olarak bilinirler ve makulada yoğun olarak bulunurlar [2]. Makula Lutea’nın koyu sarı rengi, yoğun biçimde içerdiği sarı renkli Lutein ve Zeaksantinden ileri gelmektedir [3,4].


 

 

Makuler dejenerasyon kuru ve yaş olmak üzere ikiye ayrılır.

 

Kuru Tip (atrofik) Makuler Dejenerasyon

Makula hasarının yaklaşık %80-90 kadarı yaşa bağlı olarak zamanla maküla dokusunun kendiliğinden incelmesi veya bozulmasından dolayı oluşan görüş kaybıdır.

 

Yaşın ilerlemesine ve ihtiyarlamaya paralel olarak geliştiği için diğer bir adı yaşa bağlı makuler dejenerasyondur.

 

Yaş Tip (exudatif) Makuler Dejenerasyon

Ancak %10 gibi az miktarda, anormal oluşan damarlardan sızan sıvının makula bölgesini tahrip etmesi sonucu görmede bulanıklaşma olmasıdır ki, yaşa bağlı değildir ve nadir görülür.

 

Lutein ve zeaksantin, makula koruyucu rollerini nasıl gösterirler?

 

Makula Lutea’da bulunan ve makulaya rengini veren tek iki madde olan Lutein ve Zeaksantin makula koruyucu rolünü 2 şekilde yapmaktadır [4,10].

 

1) Makulaya üzerine zararlı etkiye sahip mavi ışığı filtreleyerek.

 

2) Antioksidan etkisi ile oksijen radikallerini temizleyip makula hücrelerinin bozulmasını engelleyerek.

 

Katarakt Nedir?

 

Göz içindeki lensin şeffaflığını ve saydamlığını kaybederek mat ve opak bir hal almasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lutein ve zeaksantin, kataraktta nasıl rol oynarlar?

 

İnsan gözünün lens tabakasında yapılan çalışmalarda, Lutein ve Zeaksantin’in gözün lens yapısında bulunan tek karotenoidler olduğu ispatlanmıştır [5].

 

43-84 yaşları arasındaki insanlar üzerinde yapılan “Beaver Dam Eye Study” isimli araştırma projesinin sonuçlarına göre Lutein ve Zeaksantin takviyesi katarakt oluşum riskini azaltmaktadır [6].

Chasan-Taber ve arkadaşları önderliğinde, 1980-1992 yılları arasında, 45-71 yaşlarında 77466 bayan hemşire üzerinde 12 yıl süren kapsamlı bir araştırma yapıldı. Araştırma sonuçlarına göre en yüksek dozda Lutein ve Zeaksantin takviyesi alanlardaki katarakt oluşum riski, en düşük miktarda Lutein ve Zeaksantin takviyesi alanlara nazaran %22 daha az olduğu tespit edildi. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre Lutein ve Zeaksantin takviyesi katarakt oluşum riskini ciddi oranda azaltmaktadır [7].

Harvard üniversitesinden Brown ve arkadaşları, 45-75 yaşlarında 36344 erkek sağlık çalışanı üzerinde, karotenoidler (Lutein, ksantinler, likopen vb.) ve katarakt oluşum riski arasındaki ilişkiyi gösteren benzer bir çalışma yaptılar. Araştırmacılar en yüksek oranda Lutein ve Zeaksantin takviyesi alanlardaki katarakt oluşum riskinin, en düşük miktarda Lutein ve Zeaksantin takviyesi alanlara nazaran %19 daha az olduğunu tespit ettiler.

Yine Chasan-Taber ve arkadaşlarının araştırması ile aynı sonuçlar elde edildi. Lutein ve Zeaksantin takviyesi katarakt oluşum riskini ciddi oranda azaltmaktadır [8].

Yaşa Bağlı makuler dejenerasyon ve katarakt engellenebilir mi?

 

Araştırma sonuçlarına göre Lutein, Zeaksantin ve Omega-3 yağ asitleri (DHA ve EPA) takviyesinin, yaşa bağlı maküler dejenerasyona ve katarakta karşı olumlu ve yararlı faydalar gösterdiği doğrulanmıştır [9].

 

Kanıtlar göstermiştir ki, Lutein tüketimi ile katarakt ve makuler dejenerasyon gibi göz hastalıklarının oluşumu ters orantılıdır [10].

 

Retina hücreleri yüksek oranda Omega-3 yağ asitleri (DHA ve EPA) içeren fosfolipidlerden oluşur. Bu nedenle DHA ve EPA yağ asitleri retina hücrelerini hem oksidatif hasara, hem de yaşa bağlı makuler dejenerasyona karşı korur [11].

 

Lens ve Retina oksidatif hasara açıktır ve C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar da makuler hasara karşı koruyucu rol oynarlar. Çinko retinal metabolizmde yer alır ve yaşa bağlı maküler dejenerasyona karşı fayda sağlar [12,13].

 

Orta yaş ve yetişkin insanlar bu takviyelerden makuler dejenerasyona karşı fayda sağlarlar [12].

 

Tüm bu maddeleri içeriğinde barındıran bir takviye var mıdır?

·        Artık EVET!

 

RETIBIOL

 

Sağlıklı ve keskin bir görüş için ihtiyaç duyulan her şey!

 

Referanslar

1. Gehrs KM, Anderson DH, Johnson LV, Hageman GS. Age-related macular degeneration--emerging pathogenetic and therapeutic concepts. Ann Med. 2006;38(7):450-71.

2. O’connell E, Neelam K, Nolan J, Au Eong KG, Beatty S. Macular Carotenoids and Age-related Maculopathy. Ann Acad Med Singapore. 2006 Nov;35(11):821-10.

3. Whitehead AJ, Mares JA, Danis RP. Macular pigment: a review of current knowledge. Arch Ophtalmol. 2006 Jul;124(7):1038-45

4. Stahl W. Macular carotenoids: lutein and zeaxanthin. Dev Ophthalmol. 2005;38:70-88.

5. Yeum KJ, Taylor A, Tang G, Russell RM. Measurement of carotenoids, retinoids, and tocopherols in human lenses. Invest Ophthalmol Vis Sci 1995 Dec;36(13): 2756-61.

6. Lyle BJ, Mares-Perlman JA, Klein BE, Klein R, Greger JL. Antioxidant intake and risk of incident age-related nuclear cataracts in the Beaver Dam Eye Study. Am J Epidemiol 1999 May 1;149(9): 801-9.

7. Chasan-Taber L, Willett WC, Seddon JM, Stampfer MJ, Rosner B, Colditz GA, Speizer FE, Hankinson SE. A prospective study of carotenoid and vitamin A intakes and risk of cataract extraction in US women. Am J Clin Nutr 1999 Oct;70(4): 509-16.

8. Brown L, Rimm EB, seddon JM, Giovannucci EL, Chasan-Taber L, Spiegelman D, Willet WC, Hankinson SE. A prospective study of carotenoid intake and risk of cataract extraction in US men. Am J Clin Nutr. 1999 Oct;70(4): 517-24.

9. Seddon JM. Multivitamin-multimineral supplements and eye disease: age-related macular degeneration and cataract. Am J Clin Nutr. 2007 Jan;85(1):304S-7S.

10. Alves-Rodriques A, Shao A. The science behind lutein. Toxicol Lett. 2004 Apr 15;150(1):57-83.

11. Elner VM. Retinal pigment epithelial acid lipase activity and lipoprotein receptors: effects of dietary omega-3 fatty acids. Trans Am Ophthalmol Soc. 2002;100:301-38

12. Brown NA, Bron AJ, Harding JJ, Dewar HM. Nutrition supplements and the eye. Eye 1998;12 ( Pt 1):127-33.

13. Siepmann M, Spank S, Kluge A, Schappach A, Kirch W. The pharmacokinetics of zinc from zinc gluconate: a comparison with zinc oxide in healthy men. Int J Clin Pharmacol Ther. 2005 Dec;43(12):562-5.
 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Doğal bir biyolojik ürünün, ışık hassasiyetine etkisi

 

C. Corbé, P.Fraissé

 

Göz yorgunluğu oftalmolojide, uzmanlar tarafindan  çok sık dile getirilen bir konudur. Aslında, genellikle, gerek doğal gün ışığına karşı olsun, gerekse televizyon, bilgisayar gibi aletlerden yansıyan yahut geceleyin veya yarı karanlıkta araç sürerken diğer araçlardan gelen ve yapay ışık olarak tanımlanan Işık kaynaklarına karşı olsun giderek artan bir hassasiyet söz konusudur.

 

Işık hüzmelerinin doğru ve düzgün algılanaması (ametropi) ve şeffaf tabaka sorunları dışında, bazen retina tabakasının ışık emici (foto reseptris) hücrelerinde yenilenme (rejenerasyon) bozukluklarına da  rastlanmaktadır. WALD sürecinin incelenmesi bize bu yenilenmenin hücreye kan tarafından yeni Vitamin A getirilmesiyle gerçekleştiğini öğretmiştir.

 

Bu nedenle, retina tabakasının oluşum yapısını iyileştirmesi ve yeniden yapılanma sürecini çabuklaştırması muhtemel olan ürünlerin görme işlevine olan etkilerini araştırmak faydalıdır.

 

Tamamen doğal maddelerden elde edilen ve beslenmeye yardımcı bir ürün olan OPTIBIOL görme hücrelerinin  yenilenme sürecine ve retina tabakasındaki phospholipidlerin tamirine olumlu katkıda bulunabilecek ürünler kümesine girmekte ve aşağıda belirtilen terkipten oluşmaktadır :

 

Saflaştırılmış beyin fosfolipleri, balık eti yağlarından çıkan docosahexaeonik asit (DHA), böğürtlen hülasasından elde edilen anthcyanositler, havuç yağı reçinesiden elde edilen β-karoten, muhtelif mayalardan elde edilen çinko, bitkisel bir yağ konsantresinden elde edilen E vitamini, dolgu maddesi olarak da, jelatin, sarı renkli balmumu ve soya lesitini.

 

MATERYEL VE YÖNTEM

 

Araştırma iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir.

 

Birinci aşama : Denek grubu olarak seçilen, yaşları 25 ve 74  arasında değişen ve yaş ortalaması  52,05 ± 13,55 olan 19 kişinin üzerinde ürünün klinik etkinlik ve tolerans özellikleri gözlemlenmiştir. Tüm grup, günlük çalışma veya okuma esnasında ortaya çıkan ve ortalama en az 13 aydır göz yorgunluğu şikayetleri olan insanlardan oluşuyordu.

 

Deneklere, tedavi olarak, 3 ay boyunca  günde 3 kapsül ürün verilmiş, ve bu üç aylık sürede başka hiç bir ek ilâç tedavisi uygulanmamıştır.

 

İncelenen parametreler şunlardır :

 

Beyne scotoptometresi ile, deneklerin gece görüş kapasiteleri ve Comberg nyctometresi ile de merkezden ve yanlardan kaynaklanan göz kamaşmalarına karşı dirençleri ölçülerek, görme duyularının analizi yapılmıştır.

 

-          Elektoretinogram (ERG)  çiziminin analizleri

-          Ifade edilen görme potansiyelinin ölçümü (PEV)

-          Deneklerin kendi öznel değerlendirmeleri.

 

Elde edilen sonuçlar şu şekildedir:

 

-          Işık hassasiyeti konusunda : Her hastanin sağ ve sol gözlerine tek tek uygulanan merkezden kamaştırma uyarısı sonunda deneklerin görüş keskinliğinin ne kadar zaman içinde toparladığı ölçüldü. Elde edilen sonuçlar daha sonra birleştirilerek her denek için ortalama toparlanma süreleri hesaplandı. (Bkz Tablo I şekil I)

 

Tablo 1

 

Tedavi öncesi    

Tedavi sonrası

T1 (10 saniye)

0±0

0±0

T2 (20 saniye)

0,±0,

0,007±0,01

T3 (30 saniye)

0,012±0,02

0,037±0,04

T4 (40 saniye)

0,030±0,04

0,077±0,06

T5 (50 saniye)

0,050±0,05

0,108±0,07

T6 (60 saniye)

0,085±0,08

0,137±0,07

T7 (70 saniye)

0,104±0,08

0,166±0,09

T8 (80 saniye)

0,125±0,09

0,192±0,08

T9 (90 saniye)

0,146±0,10

0,214±0,09

T10 (100 saniye)

0,167±0,10

0,238±0,10

T11 (110 saniye)

0,179±0,11

0,258±0,10

T12 (120 saniye)

0,195±0,12

0,270±0,10

 

Dip not : Tablo 1 - Merkezden kamaştırma uyarısı sonunda deneklerin görüş keskinliğini toparlama zamanları.

 

Şekil 1

Siyah renk : Tedavi sonrası

Beyaz renk : Tedavi öncesi    

Yan çizgi : 10º’dan görüş keskinliği.

Alt çizgi : Zaman (0 ve 120 saniye arası)

Dip not : Şekil 1 - Toparlanma süresi şeması

 

 

Yanlardan yapılan kamaştırma uyarılarından sonra  ise toparlanma sürecinde tedavi bitiminde elde edilen toplam kazanım sağ göz için 0,7 sol göz içinse 1 düzeyinde olmuştur.

-          Gece görüş parametrelerinde ERG ve PEV çizelgelerinde her denekte değişik biçimde tezahür eden fakat genel değerlendirmede anlamlı bulunmayan farklılıklar gözlemlenmiştir.

-          Hastalardan 5 tanesi iyilestiği kanısında olduğunu, 6 tanesi çok az bir iyileşme hissettiğini, 8 tanesi de bir değişiklik olmadığını ifade etmişlerdir.

Hastaların bütününde mükemmel bir klinik tolerans görülmüştür. Bu sonuçlar  ışık hassasiyetinin önemli bir boyutu olan göz kamaşmasına karşı direnç ölçümlerinde anlamlı ve yoğun iyileşme bulguları ortaya koymuştur. Merkezden  kamaştırmaya direnç konusunda ise zamana bağlı olarak olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir. Gözün toparlanma süreci tedaviden sonra çok daha güçlenmiş, daha önemli

 

-          performanslar elde edilmiş ve bu performansların ortaya çıkışı çabuklaşmıştır. Her ölçüm sonunda,  Student t  testi yardımı ile eş seriler üzerinde yapılan karşılaştırmalar T2 den T12’ye kadar istatistik olarak anlamlıdır.Tedavi sonunda görüş keskinliğinin toparlanmasındaki toplam kazanım 40 saniyelik bir çabuklaşmayla birlikte 1/10e olmuştur. Bulgular, yanlardan yapılan kamaştırma uyarılarından sonraki toparlanmada da benzerlik göstermektedir.

 

Ikinci aşama :Yüksek ışınıma karşı duyarlılıkta iyileşmenin ispatlanabilmesi amacıyla, birisi OPTIBIOL’a diğeri ise plasebo’ya tabi tutulan 30’ardan iki gruba ayırılan 45 -50 yaşlardaki toplam 60 kişilik denek grubuna çift kör yöntemiyle, bir seferlik Comberg nyctomere testi uygulanmış, bunlardan toplam 52 vaka incelenebilmiştir.

Sonuçlarin istatistik olarak incelenmesi Statgraphics programı vasıtasıyla ve aşağıdaki koşullarda gerçekleştirilmiştir :

-          Aynı grupta bulunan deneklerden elde edilen sayısal veriler eş serilerle , ayrı gruptan gelen veriler ise paralel serilerle Student t testiyle analiz edilmiştir.

-          Niteliksel veriler ise x² testiyle analiz edilmiştir.

-          Göz kamaşmasına karşı ölçümlerinin tamamı, her deneğin sağ ve sol gözlerine uygulanmış, analizler her iki gözün toparlanma ortalaması alınarak yapılmıştır.

 

SONUÇLAR

 

Denekler : Deney başlangıcında, her bir denek ya kontrast algılama zorluklarından ya da göz yorgunluğundan şikayet etmekteydiler. Her iki sorunun birlikte müşadehe edildiği denekler de mevcuttu.

 

Deneklerin dağılımı şu şekildedir :

 

 

Optibiol

Plasebo

Kontrast algılamada zorluk

13

13

Göz yorgunluğu

23

21

İki sorun birlikte

9

9

 

Tedaviye göre deneklerin dağılımı ise şu şekildedir :

 

 

Optibiol

Plasebo

Toplam

Tamamen denetlenen

27

25

52

« İzi kaybolanlar »

3

5

8

Toplam

30

30

60

 

 

Optibiol grubunda « izi kaybolanlar » dan iki kişi başka yere taşınmış, bir kişi ise tedavi sonunda yapılan konsültasyona gelmemiştir. Plasebo grubunda ise bir kişi başka yere taşınmış 4 kişi ise tedavi sonunda yapılan konsültasyona gelmemiştir.

 

Deneklerin özellikleri :

 

Cinsiyet

Optibiol

Plasebo

Toplam

 

Erkek

10

9

19

 

Kadın

17

16

33

 

Toplam

27

25

52

 

Yaş

Optibiol

Plasebo

n

27

25

ortalama

45,59

49,92

sd (standard deviation)[1]

16,32

16,50

medyan

46

45

dağılım

               < 45 yaşı

               ≥ 45 yaşı

 

 

12

15

 

10

15

 

           

 

İncelenen her iki grup deneye girişte belirtilen şikayetler, yaş ve cinsiyet bakımından homojendir.

 

Etkinlik

 

Merkezden kamaşmaya karşı direnç : Tüm denekler üzerinde merkezden kamaştırma uyarısı sonunda görüş keskinliğine (AV) dönüş süresinin gösterdiği gelişmenin incelemesi.

 

Şekil 2

a)     Tedavi sonucunda karşılaştırma

Siyah renk : Optibiol

Beyaz renk : Plasebo

Yan çizgi : Görüş keskinliği.

Alt çizgi : Zaman (saniye olarak)

 

b)     Optibiol grubu

Siyah renk : Tedavi öncesi

Beyaz renk : Tedavi sonrası

Yan çizgi : Görüş keskinliği.

Alt çizgi : Zaman (saniye olarak)

 

c)      Plasebo grubu

Siyah renk : Tedavi öncesi

Beyaz renk : Tedavi sonrası

Yan çizgi : Görüş keskinliği.

Alt çizgi : Zaman (saniye olarak)

 

Dip not : Şekil 2 - Tüm denekler üzerinde merkezden kamaştırma uyarısı sonunda görüş keskinliğine (AV) dönüş süresinin gösterdiği gelişme (Optibiol plaseboya karşı).

 

Optibiol grubu :


 

[1] Standard deviation : standard sapma

 

 

AV ortalaması ± sd

 

 

Tedavi öncesi

Tedavi sonrası

Fark

p

T1

0,10 ± 0,19

0,17 ± 0,22

+0,07

0,17

T2

0,31 ± 0,33

0,47 ± 0,40

+0,16

0,10

T3

0,55 ± 0,49

0,76 ± 0,57

+0,21

0,10

T4

0,80 ± 0,66

1,01 ± 0,70

+0,21

0,18

T5

1,06 ± 0,83

1,25 ± 0,80

+0,19

0,23

T6

1,35 ± 0,96

1,51 ± 0,90

+0,16

0,31

T7

1,55 ± 1,03

1,73 ± 0,97

+0,18

0,27

T8

1,71 ± 1,08

1,95 ± 1,02

+0,24

0,15

T9

1,82 ± 1,13

2,12 ± 1,07

+0,30

0,07ı

T10

1,91 ± 1,16

2,26 ± 1,13

+0,35

0,05ı

T11

2,01 ± 1,20

2,36 ± 1,19

+0,35

0,06ı

T12

2,06 ± 1,23

2,43 ± 1,21

+0,36

0,06ı

                                                                                              ıbelirgin anlamı yok sayılır

 

Plasebo grubu :

 

 

 

AV ortalaması ± sd

 

 

Tedavi öncesi

Tedavi sonrası

Fark

p

T1

0,02 ± 0,08

0,05 ± 0,14

+0,03

0,08

T2

0,22 ± 0,21

0,25 ± 0,27

+0,03

0,46

T3

0,44 ± 0,33

0,49 ± 0,41

+0,05

0,36

T4

0,67 ± 0,48

0,67 ± 0,53

0

1

T5

0,91 ± 0,62

0,92 ± 0,64

+0,01

0,87

T6

1,18 ± 0,73

1,20 ± 0,81

+0,01

0,90

T7

1,41 ± 0,82

1,45 ± 0,91

+0,03

0,77

T8

1,61 ± 0,91

1,65 ± 1,00

+0,04

0,76

T9

1,80 ± 0,99

1,84 ± 1,08

+0,04

0,75

T10

1,91 ± 1,06

1,99 ± 1,14

+0,08

0,58

T11

1,99 ± 1,11

2,07 ± 1,21

+0,07

0,62

T12

2,02 ± 1,12

2,11 ± 1,23

+0,09

0,56

 

Tedavi sonunda her iki grubun kıyaslanması :

 

 

 

AV ortalaması ± sd

 

 

Optibiol

Plasebo

p

Belirgin anlamlılık derecesi

T1

0,17 ± 0,22

0,05 ± 0,14

0,03

S

T2

0,47 ± 0,40

0,25 ± 0,27

0,03

S

T3

0,76 ± 0,57

0,49 ± 0,41

0,06

NSı

T4

1,01 ± 0,70

0,67 ± 0,53

0,06

NSı

T5

1,25 ± 0,80

0,92 ± 0,64

0,11

NS

 

T6

1,51 ± 0,90

1,20 ± 0,81

0,19

NS

T7

1,73 ± 0,97

1,45 ± 0,91

0,29

NS

T8

1,95 ± 1,02

1,65 ± 1,00

0,29

NS

T9

2,12 ± 1,07

1,84 ± 1,08

0,35

NS

T10

2,26 ± 1,13

1,99 ± 1,14

0,40

NS

T11

2,36 ± 1,19

2,07 ± 1,21

0,39

NS

T12

2,43 ± 1,21

2,11 ± 1,23

0,35

NS

 

S = significatif : Belirgin anlamlı

NS = non significatif : Belirgin anlamlılığı yok

ıBelirgin anlamlılık sınırında

 

Optibiol grubunda, görüş keskinliği toparlanması süresi istatistik bulgulara göre, belirgin anlamlılık sınırında 90 saniyeden itibaren çok daha belirgin.

 

Plasebo grubunda belirgin anlamlı hiç bir sonuç gözlenmemiştir. Tedavi sonunda,optibiol grubunda elde edilen sonuçlarla placebo grubunda elde edilen sonuçlar kıyaslandığında, deneyin uygulandığı ilk saniyelerden itibaren, normale dönüş süresinin Optibiol grubu lehine olduğu istatistik olarak anlamlı bulunmuştur.

 

Tedavi sürecinin bitiminde, her birey üzerinde yapılan ölçümlerde elde edilen ilk verilere kıyasla, merkezden kamaştırma uyarısından sonra normale dönüş süresinde ortaya çıkan farklılık hesaplanmıştır.

 

Deneğin 1/10℮’den daha yüksek bir iyileşme göstermesi durumunu « iyileşme » diye ;

 1/10℮ ‘ye eşit  veya daha az bir gelişmeyi  « değişiklik yok » olarak, ve  temel verilere göre 1/10 e’den daha fazla bir gerilemeyi de « gerileme » olarak  tanımlarsak,  

aşağıda verilen sonuçlar ortaya çıkmaktadır :

 

 

Optibiol

Plasebo

İyileşme

7 (26%)

1 (4%)

Değişiklik yok 

19 (70%)

24 (96%)

Gerileme 

1 (4%)

0

                                                                                                          X2 = 6,01 ; p = 0,05

 

Elde edilen bulgular istatistik olarak Optibiol kullanan grup lehine sonuçlanmaktadır.

 

Yanlardan kamaşmaya karşı direnç : Tüm denekler üzerinde yanlardan kamaştırma uyarısı sonunda görüş keskinliğine dönüşteki ortalama gelişme. (bkz. şekil 3)

 

Şekil 3

 

a) Tedavi sonucunda karşılaştırma

Siyah renk : Optibiol

Beyaz renk : Plasebo

Yan çizgi : Görüş keskinliği.

Alt çizgi : Işınım (apostilb)

 

b) Optibiol grubu

Siyah renk : Tedavi öncesi

Beyaz renk : Tedavi sonrası

Yan çizgi : Görüş keskinliği.

Alt çizgi : Işınım (apostilb)

 

c) Plasebo grubu

Siyah renk : Tedavi öncesi

Beyaz renk : Tedavi sonrası

Yan çizgi : Görüş keskinliği.

Alt çizgi : Işınım (apostilb)

 

Dip not : Şekil 3 - Tüm denekler üzerinde yanlardan kamaştırma uyarısı sonunda görüş keskinliğine dönüşteki ortalama gelişme. (Optibiol plaseboya karşı).

 

● Optibiol grubu :

 

 

AV ortalaması ± sd

 

 

Tedavi öncesi

Tedavi sonrası

Fark

p

1

0,24 ± 0,38

0,44 ± 0,45

+ 0,20

0,03

8

2,99 ± 1,84

4,13 ± 1,59

+ 1,14

4 x 10ˉ5

64

5,53 ± 2,44

6,84 ± 2,19

+ 1,31

1 x 10ˉ5

 

● Plasebo grubu :

 

 

AV ortalaması ± sd

 

 

Tedavi öncesi

Tedavi sonrası

Fark

p

1

0,32 ± 0,40

0,34 ± 0,40

+ 0,02

0,83

8

3,52 ± 1,78

3,36 ± 1,76

+ 0,16

0,69

64

6,18 ± 2,52

6,14 ± 2,26

+ 0,04

0,92

 

Tedavi sonunda her iki grubun kıyaslanması :

 

 

AV ortalaması ± sd

 

 

Optibiol

Plasebo

p

Belirgin anlamlılık derecesi

1

0,44 ± 0,45

0,34 ± 0,40

+ 0,38

NS

8

4,13 ± 1,59

3,36 ± 1,76

+ 0,10

NS

64

6,84 ± 2,19

6,14 ± 2,26

+ 0,26

NS

 

Optibiol grubunun görüş keskinliğinin toparlanmasındaki iyileşme istatistik açısından anlamlı bulunmuştur. Plasebo grubunda ise hiç bir anlamlı sonuç bulunamamıştır.

 

Tedavi bitiminde, Optibiol grubunda elde edilen sonuçlarla plasebo grubunda elde edilen sonuçların karşılaştırılması anlamlı bir farklılık ortaya koymamaktadır.

 

 

Tedavi bitiminde gözlemlenen farklılıklara göre,tıpkı merkezden kamaştırma uyarısında yapılığı gibi, yandan yapılan kamaştırma uyarısında da her birey üzerinde yapılan ölçümlerde elde bulunan ilk verilere kıyasla, görüş keskinliğinin toparlanma süresinde ortaya çıkan farklılık hesaplanmıştır.

 

Deneğin 1/10℮’den daha yüksek bir iyileşme göstermesi durumunu « iyileşme » diye ;

 1/10℮ ‘ye eşit  veya daha az bir gelişmeyi  « değişiklik yok » olarak, ve  temel verilere göre 1/10 e’den daha fazla bir gerilemeyi de « gerileme » olarak  tanımlarsak,  

aşağıda verilen sonuçlar ortaya çıkmaktadır :

 

 

Optibiol

Plasebo

İyileşme

14 (52%)

7 (28%)

Değişiklik yok 

12 (44%)

11 (44%)

Gerileme 

1 (4%)

7 (28%)

 X²=6,81 ;p=0,03

 

Elde edilen bulgular istatistik olarak Optibiol kullanan grup lehine sonuçlanmaktadır.

 

Tolerans : Optibiol kullanan 25 denekten hiç biri istenmeyen bir etkiyle karşılaşmamıştır.

 

TARTIŞMA 

 

Yüksek ışınıma karşı gösterilen direnç her denekte farklılık göstermekte ve tanımlanabilen her türlü retina rahatsızlıkları dışında, bu direnci değiştirebilecek muhtelif etkenler bulunmaktadır . Bunun dışında bu parametre 35 yaşından sonra önemli ölçüde azalmaktadir. Önemli herhangi bir oftalmolojik rahatsızlığı bulunmayan 52 denek üzerinde yapılan deneylerle,Optibiol kulanımının kamaşmaya maruz kalan bir retinada meydana gelen hadiselerde koruyucu ve toparlanmayı çabuklaştırıcı bir etkisi olup olmadığını araştırdık. Ürünün merkezden ve yandan kaynaklanan kamaşmalara karşı direncin artmasına katkısı olduğu Comberg nyctomere kaydedicisinde kısmen kanıtlanmıştı.

 

Kamaşmadan sonra görüş performansının iyileşmesinde ve bu performansın çabuk kazanılmasında Optibiol kullanan grubun plasebo grubuna göre anlamlı farklılık gösterdiği anlaşılmıştır.

 

En net iyileşmenin yandan gelen kamaşmalardan sonraki toparlanmada elde edilmiş olduğunu vurgulamalıyız. Bu da, mesopik ve scotopik koşullar altında otomobil kullanma konusunda faydalı olabilmektedir.

 

SONUÇ

 

Şiddetli bir ışınıma maruz kalan retinada meydana gelen hasar, fotoreseptif duyu hücreleri düzeyinde olusan fotokimyasal düzensizlikten kaynaklanmaktadır. Kuvvetli ışınım, retina tabakasını tahrip etmektedir. Retinanin bu hadiseden sonra normal işlevine dönebilmesi, fotoreseptör yapıdaki pigmanların dayanma gücüne bağlıdır.

 

Yapılan araştırma koşulları altında elde edilen sonuçlar Optibiol kullanan hastalarda görme duyusunda iyileşmeler olduğunu göstermektedir.

Bu konu, 35 yaşından sonra yüksek ışınlara karşı direncin önemli ölçüde azalmakta olmasından dolayı faydalıolmaktadır.

Öte yandan, genel tedavi olarak yorgunluğu çabuk gidermektedir. Ekran başında, güneşe karşı veya gece farlara karşı otomobil kullanımında maruz kaliıan kötü etkilere karşı önemli bir faktördür.

 

Getirdiği β-karoten ve anthocyanosidlerle, retina tabakasının ve aynı zamanda  hücre yapısını oluşturan önemli parçacıkların yenilenmesinde (fosfolipid serebral ve DHA) ve kamaşmadan sonraki retina faaliyetinin yeniden başlamasında Optibiol kuvvetli bir yardımcı olarak görülmektedir.

 

 

Christian Corbé

Oftalmoloji profesörü

Adres : Service d’ophtalmologie,

Centre principal d’expertises médicales

du personnel navigant de l’aéronautique

5 bis avenue de la Porte de Sèvres

75015 PARIS

 

 

Kaynaklar :

 

1. ANDERSON R.E., BENOLKEN R.M., DUDLEY P.A., et al. – Polyunsaturated fatty acids of photorecoptor membranes. Exp. Eye Res., 1974, 18, 205-213

2. BOURRE J.-M., DUMONT O, DURAND G. – Brain phospholipids as dietary source of (n-3) polyunsaturated fatty acids for nervous tissue in the rat. J. Neurochemistry, 1993, 60, 6, 2018 – 2028.

3. BOURRE J.-M., DUMONT O, PICIOTTI M., et al. – Contrôle par les acides gras polyinsaturés (acide linolénique en particulier) de la composition des membranes nerveuses, de paramètres enzymatiques, électrophysiologiques, comportementaux et toxicologiques, minimum alimentaire nécessaire en acide linoléique et linolénique. Bull. Soc. Scient. Hyg. Aliment., 1988, 73, 43-56.

4. CARLSON S.E., WERKMAN S.H. – Effect of docosahexaenoate (DHA, 22 : 6 n-3) supplementation of preterm (PT) infants on visual acuity at two months. Pediatric Research, 1992, 31, 40A.

5. GUESNET P., ALLESSANDRI J.-M., DURAND G. – Métabolisme, fonctions biologiques et importance nutritionelle des acides gras polyinsaturés. Cah. Nutr. Diét. 1993, 28, 1, 19-25.

6. NEURINGER M., CONNOR W.E. – N-3 fatty acids in the brain and retina : evidence for their essentiality. Nutrition Reviews, 1986, 44, 9, 285-294.

7. NEURINGER M., CONNOR W.E., VAN PETTEN C., BARSTAD L. – Dietary omega-3 fatty acid deficiency and visual loss in infant rhesus monkeys. J. Clin. Invest, 1984, 73, 272-276.

8. SCOROLLI L., GODANO A., MARTINI E. – Variantes induites du zinc et de l’acide docosahexaénoïque dans l’intoxication aiguë par NaI03. Bull. Mém. Soc. Fr. Ophtalmol., 1986, 97, 312-318.

9. UAUY R., BIRCH E., BIRCH D., PEIRANO P. – Visual and brain function measurements in studies of n-3 fatty acid requirements of infants. J. Pediatries, 1992, 120, 4, S168-S180.